23 Ağustos 2013 Cuma

oRta heycaNLı, bOL köpükLü oLsun ..





Şu aralar biraz yorucu benim adıma .. önümüzdeki günler bir sınava gireceğim :) iyi geçmesi için güzel dualarınız çok makbule geçerdi :) bu ara hem ders çalışasım hem de kaçasım var kendisinden .. ama benim için çok önemli bir sınav  seviyorum onu sevmeye çalışıyorum, hatta çabam doğrultusunda sonucunun belli olduğunu ve sınava girmemin tamamen formalite olduğu tevekkülüyle kendimi rahatlatma
konusunda zirve yapmış durumdayım :) evett beni rahatlatmak için elinizden gelen ne varsa yapabilirsiniz :)


Şundan artık eminim ! stresimi atmanın, sıkıntımı dağıtmanın yolu indirimdeki kitaplara saldırmakmış, fark etmiş bulunuyorum .. süper marketlerde çok yorulan ve sıkılanlardanım ben .. küçüklüğümden beri annemle gittiğimizde ben hep kitap reyonuna sıvışmanın bir yolunu bulur kendimi rahatlatır ve süper marketi gezmekten kurtulurdum :) bu zamanla benimm bi’ alışkanlığım oldu.. 

ve yine öyle yaptım .. sizinle de paylaşmış bulunuyorum .. okuduklarınız varsa hakkında yorumlarınızı , yok hiç tarzım değil bunlar da nee diyorsanız da, sağlık olsun :) ben okuma niyetindeyim ama şu son bi’ haftamı sağlıklı, huzurlu hırslı ve çalışkann bi’ de mutluu musmutllu atlattıktan sonraa .. okudukça yorumlarımı sizinle paylaşma niyetindeyim .. hadi bakalım şimdi bana dua edin :) teşekküürrr ederimmm :*

21 Ağustos 2013 Çarşamba

duraK yoK yakıNLarda ...





İçindekileri anlatacak birini bulamazsın ya,

İçini kemiren yaraların olur , zehir olur düşüncelerin susarsın , çığlık çığlığa ..

Zavallı hataların olmuştur, özlemlerin , anlatıp rahatlasam dediklerin .. susarsın ..

Kendinle konuşmaktan başka çaren olmadığı o yoksul vakitler ağır bedeller ödetir insana ..

Çevresinde bir çok insan barındıranlar mı mutlu, yalnızlar mı daha huzurlu ?

Birine güvenip derdini paylaşan mı daha az risk taşır ruhunda, sevmediğine sarılan mı yıllarca ?

Ruhu kemiren düşler, nefesi kesen buluşmalar olur umulmadık zamanlarda ..

Gitsen varamazsın, dursan yaşanmaz bu bulanıklıkta, sussan olmaz gece soğuk..

Konuşsan,
 bitmeyen bir yolculuk, durak yok yakınlarda ...

yağmur



12 Ağustos 2013 Pazartesi

biR yeNi biLdirim ..



Fallara inanmaktan vazgeçeli yıllar oldu galiba .. 
  umduklarımın, hayalini kurduklarımın başkası tarafından kurgusal masalına ihtiyacım olmayacak kadar, inanmaya çalışıyorum ‘yaşadığım anın varlığına’ ..

Beklemekten vazgeçeli yıllar oldu galiba ..
çabalara bulanmamış kolaylıklardan sıyrılalı iyi geldi sanırım bu bana .. ummaktan vazgeçip, yolunu çizmeye koyulmak lazım ara ara ..

Sevilip sevilemediğimi sorgulamaktan vazgeçeli yıllar oldu galiba .. yüreğine saplanan ‘yalanlardan’ sonra hiç de zor olmadı ayrıca .. sevdiğimi, nefes aldığımı, mutlu olduğumu bilmek daha iyi geliyor başkalarının kalbini duymaya çalışmaktan bu zamanda ..

Umudumu kaybedip savrulmaktan vazgeçeli yıllar oldu galiba .. acılarla yoğrulmadan pek anlaşılmasa da , düşüp düşüp kalkmadan ayağa pek tadına varılmasa da, bazen sadece ‘ huzurlu bi’ nefes’ yola çıkma sebebin olabilir, unutma ..

Hayalini kurduklarımın peşini bırakmaktan vazgeçeli yıllar oldu galiba.. mutluluğu başkalarının iki dudağına sığdırmaktan sıyıralı zihnimi, daha da rahat her yudum nefes ruhumda ..

Sevgiyle her şeyin güzelleşeceğine inanmaya başlayalı yıllar oldu galiba.. Sevginin en büyük ‘umut’, sevginin en içten ‘aşk’, sevginin en masum ‘öpücük’, sevginin en yan etkisiz ‘ilaç’, sevginin ‘gülümseme sebebi’ yok yere bir anda, sevginin ‘umutsuzluğun suratına çarpan huzur’ ani bir hızla,  sevginin olmadığında hayatında, her şeyin yok oluşuna şahit olalı yıllar oldu galiba ..




23 Temmuz 2013 Salı

deNiz, kum, günEş ..



Mevsim yaz .. güneşin sıcağında masmavi denize daldırsın istiyor insan gözlerini .. kıyısında uyumak , gece kucağına sığınıp gülüp çoşup, sessiz sessiz ağlamak  ..

yaz demek deniz demek .. yaz demek sıcağı , ancak onunla sevmek demek .. mevsim yaz .. her işin askıya alınması , hayatın yalızca bu vakitte  ‘es’ vermesi demek ..  her sabah maviliklere daldıramasanız da gözlerinizi yaz demek diğer taraftan miskin miskin izlenilen dizilerin tekrarına esir olmak demek tam olarak aslında ..

 Bu kadar özlemle bahsettiğim denize aşık biriyim evet .. vee bu yıl 1 haftalığına en yakın arkadaşımla (ayça'm) denizin, gezmenin yeni yerler görmenin verdiği hazza vardık .. Daha önce gitmiş oraları görmüş olanlarınız vardır mutlaka , biz bu yıl Sarımsaklı’yı Şeytan Sofrasını Badavut’u ve  Cunda’yı keşifteydik aslında .. 

1 haftamızı öylesine keyifli programladık ki yakında gezilip görülecek ne varsa , nesi meşhursa ki sahilde satılan Kavuniçi dondurmasını şiddetle tavsiye ederim, daha önce böylesi bir konseptte dondurma yemediğimiz için bize oldukça farklı ve lezzetli geldi diyebilirim ..

Bi gezi yazısı olsun bari :) şayet nereye gitsem tatilim tadından yenmez doyum olmaz diyorsanız .. ben Sarımsaklıyı önerebilirim .. bodrum çeşme hariç tutulursa :) oldu da yolunuz düştü miskin miskin deniz güneş güneş deniz yapmayıp az vakit ayırıp hemen yakınında minibüsle gidebileceğiniz (şayet aracınız yoksa) Badavut sahilini görmenizi tavsiye ederim .. harika bir ortam.. denizi gerçekten çook temiz .. rengarenk boyanmış hasır şemsiyeleri, ve sakin ortamıyla tam dinlenilesi bir yer .. koyun sol tarafında denizle bütünleşmiş ağaçlar size bir adada denize giriyormuşsunuz hissini veriyor ve bizz buna bayıldık :)

Buradan tekrar sarımsaklıya dönecek olursak gün batımında mutlaka Şeytan Sofrasına gidin derim .. Oldukça yüksek bir yer burası ve inanılmaz rüzgarı var :) bazı yerlerde fotoğraf çekilmek oldukça güçtü .. her gün rutine bağlanmış gün batımını seremoniyle izleme gibi bi durumumuz olmadığından bir kere kendinizi böylesi güzel bir manzara da gün batımıyla ödüllendirebilirsiniz .. Biz aynen öle de yaptık ..

Sarımsaklının Papalina adında meşhur bir balığı varmış .. hani gittik de yemedik demeyin .. Öyle sizi şaşırtacak denli lezzetli ya da değişik bir balık değil .. normal bir balık ama gidip de yememek olmaz ..

Tabikii Ayvalık tostu .. Daha önce yemişsinizdir ama eminim ki buradaki lezzeti hiçbir yerde bulamazsınız .. ilk gün kahvaltımızı onunla yaptık ve kaldığımız her öğlen onu yiyip artık son günlerde görecek halimiz kalmasa da kendisini, cidden harikaydı ve çok lezzetliydi ..Özellikle tavsiye edilirrr ..

Ve tabikiii Cunda ..

Cunda’yı çok çokk çok beğendik .. Çok şirin ve harika mimarisi var .. Ayvalıkla Cunda birbirine bağlanmış kara yoluyla da ulaşım var .. Vapurla veya taksi dolmuşlarla ulaşım söz konusu .. Ama Ayvalık'a gidip Cunda ya gitmemek olmaz .. Mutlaka gidin .. Yıllara meydan okuyan, ve kim bilir kimlerin aşklarına, dostluklarına arkadaş sohbetlerine şahit olmuş Taş Kahvesine oturmadan geçmeyin .. vee
çok şirin, oldukça eğlenceli görünen Rum meyhaneleri vardı .. 
Eğlenmeyi sevenler kaçırmayın derim ..
  
  Şuan aslında çalışmam gereken sınavım olduğu için bu günleri anlatmak bana oradaymışım hissi vererek beni en azından birazz mutlu etti :) ama gerçek hayat tam da masamın üzerine bana bakıyor … Önüm arkam sağım solum İngilizce olmuş durumda ..     
    Ama ki benn hiç umudumu  kaybedecek birine benziyor muyum ? :) aslaa (şüküürr:)… şimdii eylüle kadar ders, ama ondan sonrası belkii daha güzel tatillere ya da farklı turlara gebedir , kim bilir ?



               

20 Temmuz 2013 Cumartesi

herKesin bir 'Ayça'sı olmaLı, bu hayatta ...







Birileri girer hayatınıza .. Kimine sevdanız yaraşır, kimine dostluk bulutları sarılır ...  Birileri girer hayatınıza , olmadığı anları unutturur varlığıyla .. Kimileri ağlatır, gidişiyle .. Kimi sevindirir yokluğuyla, kimilerinin de varlığı gülümseme sebebiniz olur dar zamanlarınızda .. Yanılabiliriz hepimiz ama , sevdiğimiz, sevildiğimiz anın dışına çıkılınca kalbimizden uzaklara düşenleri buluruz kimimiz yıllara dayanan dostluklarda dahi zamanla .. Ama birisi yüreğinizi alır avuçlarına en zor, en dayanılmaz anlarınızda .. Çaresiz çırpınışlarınıza dokunur varlığıyla, yok oluşunuza müsaade etmez, hiçbir zaman, asla …
Sırtınızı duvara dayamaya çekindiğiniz, insanın insanın kurdu olduğu, dostluğun çok uzaklara göç ettiği, sevdaların sorgulandığı, en saf hali yaşamın çocukluğun uykuya daldığı, bazen sıcak bir yüreğe, bazense sadece sımsıcak sarılan bir çift kola ihtiyaç duyduğumuz, bu zamanlarda …
 İşte o benim, benim böyle bir çift kolum var, zor zamanlarımda acılarıma sarılan, sevinçli anlarımda birlikte göz yaşlarıma dokunan , sevdiğimiz şarkıları geceleyin yıldızlara, kahkahalarımızı gündüzleri gökyüzüne savurduğumuz .. 

Bir Ayçam var ..

Herkesin bir ‘ayçası’ vardır, hayatında mutlaka .. En mutlu anını bölüştüğü , acılarını onunla dillendirip, unuttuğu, varlığına ihtiyaç duyduğunda, telefonun diğer ucunda tamda işte ‘o’ anda , bir çok kelimenin tarifini mümkünsüz kıldığını, tek bakışınızla anlayan, anlatabildiğiniz .. İllaki yıllara dayanması, yılları arkasına almasına gerek yok , gerçek dostluğun .. ki bizimki yıllara dayanır .. en güzel yılları ardına almış, daha güzellerine kucak açmıştır aslında ..
 Tüm bunları bana yazdıran, daha fazlasını varlığıyla, pamuk yüreği ve sevgisiyle bana yaşatan Ayçam.. İyi ki doğmuşsun , İyi ki yurtta tek kişilik odaya çıkmışım o yıl ve sana yer açmışım eski odamda .. iyi ki sevmişsin beni, sevdirebilmişim sana kendimi .. İyi ki seninle aynı evi paylaşmışım en güzel anılarımı seninle süslemişim , ne mutlu banaa ..  ve ben artık senin pamuk kalbin ve içine dünyaları sığdırabildiğin o güzel gözlerin olmadan, herhangi bir özel günümü düşünemiyorum galiba... anladın sen :)
Canımınn içiii yeni yaşın ve bundan sonrakii her yaşınnn, sana her daim sağlık , sonsuz mutluluk, sevgiii aşşkkk sevdiklerin ve ailenlee nice nicee nicee güzel anlar bahşetsin .. birlikte mutluluktan, attığımız kahkalardan dolsun yalnızca gözlerin ..

Seniii çok seviiyoorrrrr bu kız … 

ve hep yanında olacak bilesin . nokta :)







20 Haziran 2013 Perşembe

#direNtürKiyemm






Toplumsal açıdan oldukça sancılı haftalar geçiriyoruz .. Taraflara bölünmemizi gerektirmeyecek denli insancıl bir konunun, siyasi emeller ve iktidar hırsının, insan olmanın önüne geçtiği vakit toplumun, insanların nasıl büyük bir kaosa düşğünü hep birlikte gördük …Umarım herkes bir şekilde görmüştür .. Çünkü bu süreç bir çoğumuzun öncedentahminlerde bulunarak güven duymadığı, bir çoğunun da böyle olduğuna inanmak istemediği ve hala inanmadığı ‘ medyanın ikiyüzlülüğü'  bir kez daha gözler önüne serildi .. Günün haberlerini öğrenmek için rutin olarak acılan kanallara artık parmaklarınızın gitmediğini  sanırım çoğunuz benim gibi yaşamışsınızdır .. Bir gün deselerdi ki ‘ gündemi Twitter dan takip edeceksin, yok artık der geçiştirirdim .. 2 yıldır çok çok az kullandığım bu sosyal paylaşım sitesinde 2 haftadır attığım tweet sayım 3 5 7 ye katlandı :) desem yalan söylemiş olmam .. Can sıkıcı bir süreç, okuyan kimsenin de canının sıkılmasını istemem , ama bu konuya değinmeden de oldukça ara verdiğim yazılarıma dönemezdim ..


Evet bir ulusu idare etmek, herkesin kabul edeceği politikalara, projelere imza atmak oldukça ütopik .. Öyle ki toplum bölmesek de ayrıştırmasak da ister istemez, bölük ve ayrışık durumda.. Ancak bu yapıyı daha da derinleştirmek veya bütünleştirmeye çalışmak, işte o bizim elimizde .. Tercih burada siyasetçilere, iktidara kalmış oluyor .. 

Bu yapı içerisinde gördük ve daha da önemsedik ki ‘saygı  saygı saygıı … Oldukça önemliymişş.. Hep deriz ya en ufak bir ilişkimiz de dahi ‘saygı bitti mi , o ilişki biter ..’ diye .. Bunu yaşadık .. ‘Saygı’ kelimesinin yazıldığı gibi okunduğunu ancak okunduğu gibi okuyan herkesin aynı oranda özümseyemediğini gördük .. Öyle ki bir tarafta, bir projenin yapılması istenmiyor diye az daha  savaş ilan edilecekken, bir dolu senaryo ile toplum dışına itilmeye, darp edilmeye başlanmışken,  bir tarafta ise  ‘saygı’ mitingleri düzenlenebildi .. Böylesine çelişkilerle ve ilginç siyasi söylemlerle dolu 3 haftaydı …

Ben merkezci siyasetin, ya da ‘biz’ merkezci siyasetin, yaptım olacak tarzı çocuksu tartışmaların , insanların gözündeki yok oluşunu ve olayları bambaşka yerlere kolaylıkla sürükleyebildiğini biliyoruz artık .. Ben inanıyorum ki insanları, kurumları birbirine dövdürmeden siyaset yapmak mümkün, ama bu bi’ tercih … Siz kavga yollu siyasetten daha çok prim yaptığınızı düşünüyorsanız ‘ ben ağacımı kestirmem , altında da yasarım ‘diyen insanlara, düşman gözüyle bakıp, ortalığın gaza dumana bürünmesine razı olabilirsiniz .. veyahut ‘ tamam hata yapılmış düzenlemeye gidilir vs tarzı konuşmalarla , ‘suçluyu’ yurt dışında aramaktan vazgeçip, olayların büyümesinin önüne geçebilirsiniz  .. Bu tamamen yönetenin inisiyatifine kalmıştır ..


Umarım bundan sonra , daha yapıcı söylemlerle daha güzel günler geçiririz .. Toplum denilen ve çeşitli özellik nitelik sahibi insanlar topluluğuna eşit mesafede durmayı, farklı düşünceleri savunan, farklı ırk farklı desenlerdeki insanlara ‘sırf insan’ oldukları için daha ‘insancıl’ davranıldığı nice günler yıllar görebiliriz .. Mutlaka bir şeyler değişecektir bu yaşananlardan sonra ..  ve bu değişim inşallah her birimizin hayrına olur .. Siyasetsiz değil ama ‘kötü’ siyasetsizz , ağacın yeşilin bol olduğu kedili köpekli nice güzel gün hepimizin olsun .. Ne kadar ‘bölücüyü’ dışarda da arasalar , aramızdalar .. Ama bir olmak, birlik olmak şükür ki bizim elimizde .. Birbirimizi sevelim :) he bi de saygı duyalım …
Sağlıcakla kalın … :)

#direntürkiyem



8 Mayıs 2013 Çarşamba

Ne kaDar da Zor asLında ..





Güvenmek…
Öylesine zorlaştı ki şu zamanda ..
Eskileri bilmiyorum ama değişen zaman benimle doğru orantılı olarak işletiyor yaşatacaklarını deneyim adı altında .. Küçükken her şeyin masumiyetini öylesine soluyor ki insan ruhuna, kalbine, zihnine , güvensizlik kıskacı yerleşemiyor bile..
Zaman her şeyin ilacı olduğu gibi sebepsiz değişimlerinde sebebi çoğu zaman .. İnanmak zorlaşıyor gittikçe .. Kendini bilmek bile kuşku yaratıyor düşündükçe .. Pozitif olmak, öyle yaşamak zorlaşıyor sanırım .. Kime güvenir insan kime  ‘işte benim hayatımdaki şu şu şu buna gözüm kapalı güveniyorum, dediğine inanırım ‘diyebiliyor hala ? Mutlaka var hayatlarınızda böyle insanlar, ihtiyacımız da var zaman zaman kara duvarlara esir bedenlerimizin ruhlarımızın bu insanlara .. Ama o ‘ilaç zaman’, yanınızdaki ‘güven kırbacını ‘ size de dokunduruyor  ya işte ‘o zaman’  keşke olmasa, geçmemiş olsa diyor insan..
Sevdikleriniz, arkadaşlarınız, dostlarınız… Sizin sevdikleriniz, hep sevecek olduklarınız .. Buna inandığınız bazen de sorguladığınız olmuyor mu? ‘O zaman’, kolumuzdaki saatteki akan değil çoğu zaman .. O zaman , yıllarca kabullendiğiniz gerçekliği bile bir anda değiştiren bir büyü gibi zaman zaman .. Her şeyin bizim için olduğunu kabulleneli çok oldu.. Ne gelecekse geldiği yer belli başımın üzerinde yeri var bu sebeple .. Ancak yine bizi iki arada bir derede bırakan, tüm sızısıyla bir yandan atmaya çalışan, bir yandan nefesi tetikleyen bir kalbimiz var.. Sonra ruhumuz bize dokunan, başkalarına dokunuşumuzun eseri kalbimiz, ruhumuza sarılı ..
Hangisi daha çok yaralıyor peki ? Bir dostunla  ‘kırılan ‘ yaşanılmışlıklarının, ezilip büzülmesi mi gerçekliğin karşısında, bir sevdanın eriyip bitmesi mi bir hatanın esaretinde ? Ruhu yaralar bu ikisi de , derecesi sevdanın büyüklüğüne bağlı .. Senin samimiyetine, inancına. Dostluk da sevdadır.. Dostlar da sevdalıdır birbirlerine… Aşık olmak kolaydır karşı cinse .. Ama dostluğu yaşatmak , güvene sarmak .. Dayanacağın bir omzu aramadan bulmak olması gerektiği anda, sevmenin hayat içindeki en gerçekçi halidir . Birine dostum diyebilmek bu sevgiyi büyütüp inanmayı öğrenmek, güvenmeyi öğrenmek , her koşulda yanında olacağını bildiğin insanların varlığı güzeldir bu bağlamda ..
Güven kırılmayı hak etmeyecek kadar değer buluyor dostluk, aşk, sevgili ,aile işin içine girince .. İnanmak , anlamını güvendiğin anda kazanıyor .. Sevmek dahi öle değil mi ?? Güvenmediğin birini seversin ama can yakar ! Her zaman çevrenizde sevdanızı, güveninin ve inancın olduğu yüreklere sarmanız dileklerimle ..
Sevgiyle.. aşkla ..
                                                                                
          ( uzun zamandır beklettiğim bir yazımdı ..
aralar giriyor yazdıklarıma blogumda ama aklım hep burdaa ... )